Önümüz Kurban Bayramı. Her bayram
öncesi tartışmalar başlar; kurban nasıl kesilmeli, nelere dikkat
edilmeli, sağlıklı kesim yerleri… Bir de tüketim meselesi var. Et
nasıl terbiye edilmeli, nasıl pişirilmeli, nerelerde saklanmalı.
Bu soruların cevaplarını Antep'in emektar ustalarından, Mehmet
Yılmaz'dan aldık. Mehmet Usta, İstanbul'daki Kübban Restoran'ın
ortaklarından. 70'li yıllardan bu yana et yemeklerinin binbir
çeşidini yapan, kendi deyimiyle ete aşık bir aşçı. Mehmet Usta'yla
et yemekleriyle ilgili ne varsa konuştuk. Kelimenin tam anlamıyla
kanlı canlı bir sohbet oldu. Başlamadan önce uyaralım;
vejetaryanlar bu röportajı okumasın.
Önce nefsi sonra eti terbiye et
Mehmet Usta'nın özenle ve hünerle
yaptığı et yemeklerinin lezzeti en başta ete olan hassasiyetinden
geliyor. Bu hassasiyet yalnızca hijyen, pişirme usulleri,
baharatlarla sınırlı değil. Öncelikle etin helal olması gerekiyor.
Antepli Usta'nın bu hassasiyetinin kaynağı ise Amerika'da üç yıl
boyunca sürdürdüğü ticaret hayatı. Türkiye'deki restoran
deneyimlerinden sonra New York'ta işletme açmak için Yeni Dünya'ya
giden Mehmet Usta, “Ete düşkün bir Antepli olarak 15 gün et
yiyemedim” diyor. Çünkü yemeklerde kullanılan etler nereden
geliyor, nasıl hazırlanıyor bu konularda bilgisi yok. Arapların
açtığı bazı market ve restoranların kapasında "Helal Meat" yani
helal et yazısını görünce bir parça içi rahatlıyor ama mutfakları
ve mezbahaları görünce o kadar da rahat olmaması gerektiğini
anlıyor. Mehmet usta, bunları marketlerin sahiplerine söylediğinde
küplere binmişler ama “Kanı akıtılmamış, mosmor kesilmiş etlerin
helal sayılmayacağına ikna ettim onları” diyor.
New York Times'a kapak oldu
Mehmet Usta yine de umutsuzluğa
kapılmadan araştırmalarını sürdürmüş New York'ta. Sonunda
gerçekten helal diyebileceği et üreten yerler bulabilmiş. Bulur
bulmaz da Antep'in et lezzetini New York'a taşımak için kolları
sıvamış. Mehmet Usta'nın üç yıl boyunca işlettiği restorana gelip
et yemeklerinin tadına bakan New York Times dergisinin bir yazarı,
restoranı derginin kapağına taşımış. Ünü bütün New York'a yayılan
restoranın kapısında aylarca kuyruk olmuş Amerikalılar. New
York'ta yayınlanan bir gazete de kentteki 160 bin restoran
arasında Mehmet Usta'nın yerini ilk 10 içine alınca, Antep'in et
lezzeti bir anda New York'un vazgeçilmezi olmuş. Mehmet Usta
"Anteplilerin et tüketiminde bir numara olduğunu düşünürdüm hep
ama Amerikalıları görünce fikrim değişti. Biz onlara yetişemeyiz,
bizim bir porsiyonumuz onların çeyreği bile değil” diyor.
Kulağa küpe tavsiyeler
Etin ustası bu kadar ünlü olunca
tavsiyelerini de emir telakki etmek şart. Gelelim Mehmet Usta'nın
deyişiyle "Kelleden kuyruğa" et tüketmenin püf noktalarına.
Öncelikle eti dinlendirmek şart. Kurbanı keser kesmez yemek, söz
konusu et olunca en yapılmayacak şeylerin başında geliyor. 24 sat
dinlendirmeden ağıza tek lokma koymamak lazım. Dedik ya önce nefis
terbiyesi, sonra etin terbiyesi. Sonra yapılması gereken ise eti
tüketime uygun parçalara ayırmak. Terbiye işine başlamadan önce
etin bütün sinirlerinden ayıklanması gerekiyor. Mehmet Usta bu
konuda o kadar hassas ki bıçağı giremediği yerlerden cımbız
kullanarak alıyor sinirleri. Arkasndan da zeytinyağı, tuz ve
yoğurtla sıvayıp en az 24 saat dinlenmeye bırakıyor. Müberek
hayvan ancak bu işlemden geçirildikten sonra gönül rahatlığıyla
pişirilebilir Mehmet Usta'ya göre.
Kıtalararası ustadan kavurma
tarifi
Kurban Bayramı denince ilk akla
gelen yemek kavurma. Antep usulü olduğunu söylemeye gerek var mı?
Öncelikle kavurmada kulanılacak etler gerekirse cımbız yardımıyla
bütün sinirlerinden arındırılacak. Etler kesinlikle yağsız
tarafından seçilecek. Kuyruk yağı bir tencerede eritilerek
ayıklanan etler bu yağın içinde kavrulacak. Su kesinlikle
kullanılmayacak tuz ve karabiberden başka baharat da konulmayacak.
Ancak Mehmet Usta'nın bir uyarısı var; tuz ve karabiberi kavurma
piştikten sonra ekleyin yoksa kavurmanız sert olur. Afiyet olsun.