Zehirli maddeler kullanmadan EVDE TEMİZLİK
"TEMİZLİK" kavramı her ne kadar tek
bir anlam ifade ediyor gibi görünse de gerçekte kişiden ortama, zamandan
mekana kadar pek çok etkene göre değişen bir anlam taşıyor.
Artık hiçbirimiz anneannelerimiz gibi evi
süpürmüyor, çamaşırı küllü sularla yıkayıp güneşte kurutmuyor, yerleri
arap sabunuyla fırçalamıyoruz. Buna vaktimiz yok. Temizlik için "hoş
kokulu", "beyazdan daha beyaz yapan", "iz bırakmadan pırıl pırıl
yıkayan", "mikroplardan arındıran" yardımcılarımız var. Ancak evimizi,
eşyalarımızı, giysilerimizi ve yediğimiz yemeğin artıklarını temizlerken
(!) bedenimizi, suyu, toprağı, havayı, doğal ortamları nasıl
kirlettiğimizin farkına varmıyoruz.
Oysa çevreyi ve insan sağlığını tehdit eden
temizlik maddeleri yerine ev temizliği konusunda çevreye karşı sorumlu
pek çok seçenek bulunuyor. Buğday Dergisi olarak derlediğimiz doğal
temizlik maddelerinin çoğu modern, sentetik karışımların, doğal döngüye
saygı ön planda tutularak hazırlanmış versiyonları. Ayrıca bu tarifler
işinizi istediğiniz şekilde göreceği gibi, size tasarruf yapma olanağı
da sağlıyor.
İtiraf edelim ki çoğumuz, ev temizlemek,
ovmak ve yıkamaktansa başka bir iş yapmayı tercih ediyoruz! Acaba,
vaktimiz olmadığı için mi bulaşıkları elde yıkamıyor, işi makinalara
bırakıyoruz, yoksa makinalar, gerekli kimyasallar, elektrik ihtiyacı ve
benzer tercihlerimiz yüzünden mi her şeyin daha doğal olanına vaktimiz
yok?
Üreticiler, önemli bir çoğunluğu evlerinin
"tertemiz", "dezenfekte edilmiş", "mikropsuz" olması gerektiğine
inandırmak konusunda son derece başarılı olmuşlar ve bunu yapabilmek
için gereken ürünleri satmayı sürdürüyorlar: Tuvalet ve fırını
temizlemek için asit, banyoyu dezenfekte etmek için fenol, mobilyaları
cilalamak için damıtılmış petrol ürünleri, çamaşırlarımızı beyazlatmak
için klor ve yalnızca evlerimizi temiz tutmak için çeşit çeşit diğer
zehirli kimyasal maddeler...
Günlük yaşamda kullandığımız ürünler 55
bin’in üzerinde kimyasal çeşidi içeriyor ve her yıl bunlara binin
üzerinde yenisi ekleniyor. Birçoğu ise yeterince test edilmeden ve
belirli bir mevzuata tabi olmadan piyasaya sürülüyor.
Bu ürünlerin büyük kısmı doğrudan
kanalizasyona akıp sonunda da su sistemlerimize karışıyor. Sözünü
ettiğimiz kimyasallar, sonunda "fazla yüklenme" olasılığı yaratarak
vücudumuzda depolanıyor ve zehirli olma düzeyine ulaştığında çeşitli
hastalıklara yol açıyor. (Kronik yorgunluk sendromu, alerjiler,
karaciğer sorunları, lenf kanseri gibi.)
Evsel temizlik malzemeleri sadece toprağı
ve su kaynaklarını değil, teneffüs ettiğimiz havayı da tehdit ediyor.
Sprey boyalar, fırın temizleyiciler, dezenfektanlar, mobilya
parlatıcıları ve diğer tüm sprey ürünler, birkaç gün sonra soluyacağımız
havanın bir parçası oluyor.
Sadece kentlerde yaşayanların değil, kırsal
kesimde yaşayanların da atık su sistemlerine neler gönderdiklerine
dikkat etmeleri gerekiyor. Foseptik sistemler atık su sorununu çözmüyor;
boyalar, çözücü, inceltici, ağartıcı kimyasallar, aseton, tuvalet
temizleyiciler ve lavabo açıcılar ile diğerlerinde bulunan belirli
kimyasal maddeler organik maddeleri parçalayan organizmaları
zehirleyebiliyor. Oysa organik maddelerin parçalanması doğal döngünün
işlemesi açısından zincirin olmazsa olmaz halkalarından birini
oluşturuyor.
Zehirli olmayan doğal temizlik maddeleri
ise foseptik sistemi, içme suyu ve sağlık konusunda büyük yararlar
sağlıyor.
Peki, doğal temizlik maddelerini kullanmak
için nereden başlamalı?
İşte size evinizde rahatlıkla
uygulayabileceğiniz pratik öneriler…
Temizlikte
kullanabileceğiniz doğal ürünler
Çamaşır sodası: Sodyum
karbonat adlı bir mineraldir. Çok az miktarda yakıcı olup katı ve sıvı
yağlar, kir ve pek çok petrol ürününün etkin temizleyicisidir. Aynı
zamanda su yumuşatıcı ve sabun köpürtücü özellikleri de bulunur. Yakıcı
özelliği nedeniyle, uygularken lastik eldiven kullanmak doğru olur.
Zararlı kimyasal dumanlara neden olmaz. Klorsüz olanı tercih edin.
Boraks: Su, oksijen,
sodyum ve bordan meydana gelen, antiseptik, antifungal, antibiyotik,
koku giderici ve dezenfektan özellikleri olan doğal kaynaklı bir
mineraldir. Küflenmeyi önler. Boraks yutulursa zehirlidir. (Eczane ve
aktarlarda bulunabilir.)
Sirke:
Meyve ya da tahılların fermantasyonuyla elde edilen bir sıvıdır. Asitli
içeriği mikropları öldürmesini, yağı parçalamasını ve mineral
kalıntıları çözmesini sağlar.
Karbonat: Sodyum
bikarbonat, hafif aşındırıcı bir temizlik sağlar, beyazlatıcı ve koku
giderici özellikleri vardır.
Uçucu bitkisel yağlar:
Bitki kokularının özleri birçok parfümün ana maddesidir. Piyasada,
özellikle doğal ürün satan dükkanlarda çeşitleri bulunabilir. Bir iki
damla turunçgil, elma, çilek, nane vb. yağı ile eklenecek koku ev yapımı
temizleyicilere hoş bir özellik kazandırır.
Bitkisel yağ tabanlı sıvı sabunlar
(arapsabunu vs.): Bu tür sabunlar hayvan yağı içeren ya da
petrol tabanlı sabunlara tercih edilmelidirler.
Tarifleri uygularken, püskürtme amacıyla
pompalı spreyler, silmek amacıyla yüzde 100 pamuklu bezler,
sıkıştırılmış selüloz süngerler, doğal kıldan yapılmış fırçalar
kullanılabilir.
Çok amaçlı temizleyiciler
Bu tür temizleyicilerin birçoğu amonyak ve
klor içerir ve birlikte kullanıldıklarında ölümcül amonyumklorür gazını
oluştururlar. Amonyak akciğerlerimiz için tehlike oluştururken, klorla
karıştırıldığında kansere yol açan bileşikler oluşturabiliyor. Bunun
yerine;
İki tatlı kaşığı boraks* ve 1 tatlı
kaşığı** bitkisel kaynaklı sıvı sabun veya yeterince arapsabununu, 1 lt.
sıcak suya karıştırarak her yüzeyde; yarım bardak çamaşır sodasını bir
kova suya katarak alüminyum, fiberglas ve cilalı zeminler hariç tüm
yüzeylerde kullanabilirsiniz. Yağ lekelerini çıkarmak için, ilk karışıma
bir çorba kaşığı sirke veya limon suyu ilave etmek yeterli olacaktır.
Ovarak temizleyenler
Ovarak
temizleme için kullanılan tozların neredeyse tümü, beyazlatıcı ve leke
çıkarıcı etkisi olan klorlu çamaşır suyu içerir. Toz halindeki klor
suyla karıştığında, göz, burun, boğaz ve ciğerler için tahriş edici
olabilen klor gazını oluşturur. Kloru asla amonyakla (tuvalet
temizleyicisi ya da kullandığınız diğer temizlik malzemelerinin içinde
bulunduğu gibi) karıştırmamalısınız, ortaya çıkacak gazlar öldürücü
olabilir! Kullandığınız tozların içinde deterjan ile karışık olarak
"hidratlı doğal magnezyum" da bulunabilir ve bunların kanserojen asbest
ile kirlenmiş olma olasılığı vardır. Bunlar yerine;
* 1 bardak karbonat ve 2 kaşık boraksı
karıştırıp bir serpme kavanozuna koyun. Bu karışım banyodaki her şeyi
temizlemek için kullanılabilir. Temizlediğiniz yeri su ile durulayıp
yumuşak bir bezle kurulayın.
* Eşit miktarlarda sirke ve su karışımı ile
nemlendirilmiş süngere tuz veya karbonat serpip kullanabilirsiniz.
Dezenfektanlar
Dezenfekte edici temizlik maddeleri,
solunursa tehlikeli olacak birtakım uçucu kimyasallar içerirler. Deri ve
solunum sisteminin iç zarları yoluyla kolayca emilebilen kresol, bu
kimyasalların en sık kullanılanlarından biridir. Kresol, karaciğer,
böbrek, akciğer, pankreas ve dalakta hasara neden olabildiği gibi,
merkezi sinir sistemini etkileyerek depresyon, sinirlilik ve
hiperaktiviteye de yol açabilir. Dezenfektanlarda bulunabilecek diğer
maddeler ise fenol, etanol, formaldehit, amonyak ve klordur. Bunlar
yerine;
* 4 litre sıcak suya yarım bardak boraks
karıştırarak dezenfekte etmek istediğiniz yüzeye uygulayın. Bu karışım,
Temiz Su Vakfı tarafından Kaliforniya Hastanesi’nde bir yıl süreyle
denenmiş ve tüm hijyenik gereklilikler sağlanmış. Bu karışıma,
antiseptik özellikleri bulunan kekik, okaliptüs, biberiye, adaçayı
(antimantari), lavanta bitkilerinin yapraklarını da katabilirsiniz. Bu
bitki yağlarından herhangi birinden ya da teatree oil/hint defnesi
yağından (antiseptik, antifungal) 2 tatlı kaşığı alıp 2 bardak suya
kattıktan sonra pompalı bir spreyle uygulayabilirsiniz. Bu yolla
evinizin hoş kokmasını sağlamış olursunuz. Ayrıca birçok yüzeydeki
çatlak ve kuytu yerlere sodyumbikarbonat serpiştirip nemli bir süngerle
de silebilirsiniz.
*Banyo yerlerini temizlemek için; 4 litre
sıcak suya 1 çorba kaşığı karbonat, 1 tatlı kaşığı boraks, iki kaşık
çamaşır sodası, yağ parçalayıcı özelliğinden dolayı yarım bardak sirke
ve yeterince arapsabunu ekleyin. İyice karıştırıp yerlere fırçayla
uygulayın. Temiz suyla ıslatılmış yumuşak bir bezle durulayın. Bu
karışım tuvalet çevresini de kokudan arındırıp dezenfekte ederek
temizler. Artanını tuvalete boşaltıp birkaç dakika bekletebilir ve
fırçalayıp rezervuarı çekebilirsiniz.
* Mutfak yerlerini temizlemek için;
yeterince arapsabunu ile yarım bardak sirkeyi 8 litre ılık suda
karıştırın. Sabunu aktif hale getirmek için iyice karıştırın. Muşambalar
için sirkeyi kullanmadan yukarıdaki tarifi uygulayabilirsiniz.
Fırın temizleyiciler
Fırın
temizleyicilerde çeşitli zehirli maddeler bulunmakla birlikte en büyük
tehlikeyi deriyi yakıp geçebilen asit ile gözler ve ciğerler için son
derece tahriş edici olan amonyak oluşturur. Sprey tüplerindeki fırın
temizleyicileri ise minik asit ve amonyak damlacıklarını kolayca
solunabilecek, cilde ve gözlere temas edebilecek formda havaya
dağıttıkları için tehlikelidir.
Bunlar yerine;
*1 bardak karbonat ile 4 kaşık çamaşır
sodasını karıştırın. Fırının tabanına bolca su serpin, sonra da kiri toz
halindeki karışımla kaplayın ve üzerine biraz daha su serpin. Gece
boyunca öyle beklesin. Sabah, eski bir sünger ya da plastik sürtme teli
ile kir ve yağları ovarak silin. Daha sonra süngere biraz arapsabunu
koyup fırının kenarlarını, üstünü ve kapağının içini temizleyin,
sabunundan iyice arındırmak için de ıslak bezle silin. Çok kötü lekeler
metal sürtme teli kullanmanızı gerektirebilir.
* Mikrodalga
fırın için; 1 fincan karbonatı su ile karıştırarak bir macun yapın.
Fırının kapağını ve içini sünger üzerine koyduğunuz bu karışımla
temizleyin. Sonra da iyice durulayın. (Fırın ılıkken döküntülerin
üzerine tuz serpip 2 yemek kaşığı sodyum bikarbonat ve 1 bardak sıcak su
ile bulamaç yapıp, bununla temizliğinizi yapabilirsiniz. Temizlikte
metal olmayan sert, kalın kıllı bir fırça da faydalı olabilir.)
Bulaşık deterjanları
Piyasada satılan bulaşık deterjanlarının
çoğunda yüksek düzeyde fosfat ve klor bulunur. Yanlışlıkla yutulursa çok
önemli sağlık sorunlarına yol açar. Bu nedenle bulaşıklarınızın çok iyi
durulanması gerekir. Düşük düzeyde klor gazları tehlikesiz kabul edilse
de bulaşık yıkama süreci boyunca, küçük miktarlarda dışarı verilen
klorun etkisiyle oluşan solunum zorluğu, göz yanması, yorgunluk, baş
ağrısı gibi semptomlara yol açabilir. Bunun yanında klor, kanalizasyon
sistemine karıştığında organiklerle birleşerek son derece tehlikeli bir
kimyasal madde olarak bilinen trihalometanı meydana getirir. Klor aynı
zamanda kanalizasyon sistemindeki maddeleri parçalama fonksiyonu olan
yararlı bakteri ve mikroorganizmaları da çabucak öldürür. Bulaşıklar
için kullanılan deterjanların da ana maddeleri petrol kaynaklı ve bu
sebeple bakterilerce ayrıştırılıp doğaya tekrar kazandırılamıyor,
genellikle de çeşitli kimyasal katkı maddeleri, sentetik esanslar,
kokular ve renklendiriliciler içeriyor.
Bunların yerine bulaşık makinasında eşit
miktarlarda boraks ve çamaşır sodası kullanabilirsiniz. Ağır lekeler
için soda miktarını artırınız.
* Parlatıcı haznesine biraz beyaz sirke
(elma sirkesi) ekleyerek bulaşık makinesinin içini temiz
tutabilirsiniz.
Elde bulaşık yıkarken;
* Formulünde klor olmayan fosfor ve
fosfatsız sıvı deterjanları kullanın ya da bir kalıp saf sabunu tavaya
rendeleyerek üzerini örtecek kadar su ekleyin ve hafif ateşte eriyinceye
kadar pişirin. Uygun bir kaba döküp, sıvı deterjanları kullandığınız
gibi kullanın.
*Sıvı sabun veya arapsabunlu suya sirke
katarak, bulaşıkta kullanabilirsiniz.
* Yanmış tencere/tavalarınızı tuzlu veya
içinde patetes kabukları olan suda bir gece beklettikten sonra, kaynatıp
temizleyebilirsiniz.
* Yanmış çaydanlıklarınız için, 1 çay
kaşığı karbonat, 1 çay kaşığı tuz, yarım bardak sirke ve biraz suyu
karıştırıp çaydanlığın içinde kaynatın.
Buzdolabı
* Kokuları çekmesi için hem buzdolabı hem
de dondurucu bölümlerinde birer kutu karbonat bulundurun.
* Ayda bir kez buzdolabını durdurup tüm
yiyecekleri dışarı çıkarın. 1 fincan karbonat ve yeterince arap
sabununu, 4 lt sıcak suda karıştırın. Kutu ve tepsiler dahil tüm
yüzeyleri bu karışımla temizleyip yarım bardak sirke karıştırılmış sıcak
suyla durulayın.
Çamaşır deterjanları
Çamaşır
ürünlerinin çoğu doğal ortamda ayrıştırılıp geri kazanılmayan
malzemeler; fenol, amonyak, naftalin ve diğer zararlı kimyasal maddeleri
içerirler.
* Mümkünse fosfat içermeyen deterjanları
tercih edin veya toz sabun kullanın. Toz sabuna geçmeden önce
çamaşırlarınızı bir kez sadece çamaşır sodası ile yıkayın. Bu yolla
deterjan kalıntılarının sabun ile reaksiyona girip çamaşırlarınızı
sarartma riskini ortadan kaldırmış olursunuz. Çamaşır sodasını sabunla
beraber kullanırsanız çamaşırlarınızda hem parlaklık hem de ağartıcılara
ödediğiniz paranın daha azını harcayarak beyazlık sağlarsınız.
* Fosfatsız deterjanları, koku gidermek,
mikrop öldürmek ve beyazlatmak için 2 kaşık boraks ve 4 kaşık çamaşır
sodası ekleyerek kullanabilirsiniz. Çalkalama aşaması için yarım bardak
sirke ilave ederek hem renklerin canlı kalmasını, hem de havlularınızın
yumuşamasını sağlayabilirsiniz. Yumuşatıcı gözüne yarım bardak sirke
koyarak, deterjan kalıntılarını giderip suyu yumuşatmanız mümkün.
* Klorlu ağartıcılara alternatif olarak
sıvı hidrojen peroksitten yapılmış beyazlatıcılar ya da toz halinde
hidrojen peroksit kullanabilirsiniz.
Tuvalet ve su giderleri
* Yarım
bardak karbonat ile yarım bardak sirkeyi tuvalete dökün. Fokurdama
yaratan bu kimyasal reaksiyon sonunda tuvaletiniz kokulardan arınmış ve
temizlenmiş olacaktır. Yine fırçaladıktan sonra üzerine bir kova kaynar
su döküp sifonu çekin.
* 2 kaşık boraks, 1 fincan sirke ve 500 ml
sıcak su ile hazırladığınız karışımı, tuvalet çevresi ve diğer
yüzeylerdeki mikropları öldürmek için püskürterek kullanabilirsiniz.
Lavabo ve tuvalet açıcıların ana maddesi,
cildi eritip geçebilecek özellikte aşındırıcı bir madde olan asittir.
Yanlışlıkla yutulursa iç dokuları yakarak özafagus, mide ve bağırsak
sistemine zarar verir.
Bunlar yerine;
* Öncelikle lavabo pompası ya da tesisatçı
kılavuzu kullanın. Uygunsa lavabonun altını sökerek temizleyin. Mekanik
çözümler daima kimyasal çözümlerden üstündür.
* Tıkanmış olan gidere, yarım bardak
karbonat ve yarım bardak sirke döküp 15 dakika bekletin. Daha sonra
sıcak su dolu bir çaydanlığı gidere boşaltın.
Mobilyalar
Mobilya
cilalarının, özellikle de aerosol olanların normal kullanımı sırasında
çıkan gazların kazara solunması ya da yutulması ciddi bir tehlike
oluşturur. Bu cilaların yapımında pek çok zehirli madde kullanılır.
İnsan için kanser yapıcı olduğundan şüphelenilen fenol, cilaların
çoğunda bulunur. Fenol deriye temas ederse, şişme, soyulma, yanmaya
neden olup kurdeşen ya da sivilceler oluşturabilir. Dahili olarak çok az
miktarda bile alınması dolaşım sisteminin çökmesine, çırpınma, soğuk
ter, koma ve ölüme neden olur. Mobilya ve yer cilalarında sık sık
karşılaşılan diğer kimyasallar ise nitrobenzen (çok zehirli),
akrilonitril, amonyak, deterjanlar, yapay kokular, nafta ve damıtılmış
petrol ürünleridir.
Bunlar yerine;
* Bir ölçü bitkisel yağa, bir ölçü
limonsuyu veya sirke karıştırarak ince bir şerit halinde uygulayıp iyice
ovalayabilirsiniz.
* Ahşap yüzeylerdeki su izlerini bir parça
diş macunu ile ovalayarak silebilirsiniz. Cilasını yitirmiş yüzeylere
yarım litre bitkisel yağa 1 yemek kaşığı limon yağı ilave edip
uyguladığınızda parlaklığı yeniden kazanabilirsiniz.
Cam ve ayna temizleyiciler
Cam temizleyicilerin çoğu su, amonyak ve
biraz da mavi boya karışımından başka bir şey değildir. Amonyak içeren
cam temizleyicileri fazlasıyla tahriş edici gazlar yayar ve kazara göze
püskürtülürse zararlı olabilir. Kimi cam temizleyicilerinde, camın
üzerinde bir tabaka oluşturan ve camı su-sirke karışımıyla silmek
istediğinizde renkli çizgiler oluşmasına neden olan parafin de bulunur.
Böyle bir durum oluşmuşsa, kimyasal kullanmadan pencerelerinizi
temizleyebilmek için mumlu tabakayı çıkarmak amacıyla alkolle biraz
ovmanız gerekecektir.
Bunlar yerine;
* 2 ml bitkisel kaynaklı sıvı sabun veya
yeterince arap sabunu, büyükçe bir fincan sirke ve 500 ml sıcak suyu
karıştırıp püskürtücülü bir şişeye doldurun. Temizlemek ve cilalamak
için yüzde 100 pamuklu bir bez kullanın.
* Camlarınızı önce alkolle sonra da eşit
miktarlarda katılmış sirke veya limonsuyu ve su karışımı ile temizleyin.
2 çorba kaşığı çamaşır sodası veya boraks ve 3 bardak su; 2 çorba kaşığı
mısır nişastası, yarım bardak sirke ve 4 litre ılık su karışımları da
işinizi görecektir. Pencerelerinize yukarıdaki karışımları püskürtüp
doğal keten bir havlu, temiz, nemli güderi bez veya kauçuk cam sileceği
ile temizleyebilirsiniz. Gazete kağıdı da bu amaçla sıklıkla
kullanılmaktadır ancak, nemlendiklerinde kimyasal duman verirler.
Duvarlar
* 2
kaşık mısır nişastası ile yarım bardak sirkeyi 4 litre suda karıştırın.
Süngerle uygulayıp yumuşak bir bezle kurulayın.
* 4 litre sıcak suya 2 kaşık boraks
karıştırın. Süngerle uygulayıp yumuşak bir bezle kurulayın.
Dolaplar
* Formika dolap ya da tezgah üstlerini
temizlemek için 2 ml bitkisel kaynaklı sıvı sabun veya yeterince arap
sabunu, büyük bir fincan sirke ve 2 ml zeytinyağını, 125 ml ılık suya
katıp karıştırın. Dolaplara püskürtüp süngerle temizliğinizi yapın ve
ıslak bezle iyice durulayın.
Halılar
ve kilimler
Halı ve döşemelik kumaşların temizliği için
hazırlanmış şampuvanların birçoğunun aktif maddesi, genellikle leke
çıkarıcı olarak kullanılan bir çözücü olan perkloretilen'dir. Bu madde
kanserojen olarak bilinir ve hemen görülebilen etkileri sersemleme, baş
dönmesi, uyku hali, mide bulantısı, titreme, iştah ve oryantasyon kaybı
olabilir. Uzun dönemli maruz kalma sonucu karaciğer ya da merkezi sinir
sistemi zarar görebilir. Halı şampuvanlarında, yine insanlar için
kanserojen etkilerinden şüphelenilen naftalin, etanol, amonyak ve
deterjanlar bulunabilir. Halı ve kilimler çoğunlukla naylon, lateks,
polyester, poliüreten, pvc/vinil klorid, akrelik gibi plastik
malzemelerden yapılır. Plastik malzemeler doğal malzemelere göre çok
daha fazla toz çeker ve tutar. Doğal malzemelerden oluşan bir duvardan
duvara halınız varsa bile büyük olasılıkla zeminde poliüreten
kullanılmıştır. Mümkünse sentetik malzemelerden ve duvardan duvara
halılardan kaçınılmalıdır.
* Halılarınıza mısır nişastası veya
sodyumbikorbonat serpip (ortalama büyüklükte bir odayı kaplayan halı
için bardak) 30 dakika bekledikten sonra elektrik süpürgesi ile süpürün.
* Yeteri kadar arapsabununu sıcak suda
köpürtüp uygun bir bezle sildikten sonra sirkeli su ile nemlendirdiğiniz
bir bezle halının tüylerini yattığı yönde, zorlamadan silin.
Halı lekeleri
Çamur: Çamurun bulunduğu yeri
tuzla ovun, bir saat kadar bekletin ve elektrik süpürgesiyle temizleyin.
Kahve: Sıvı soda ile lekeyi silin,
süngerle temizleyin.
Kırmızı şarap: Kurumadan lekeyi
tuzla kaplayın, kuruyunca elektrik süpürgesiyle temizleyin.
Meyve suları: Lekeye az miktarda
kaynar su dökün ve süngerle silin.
Küf temizleyiciler
Küf temizleyicilerde; deriyle teması ve
solunması durumunda zararlı, yutulması durumunda ise ölümcül bile
olabilecek fenol, kerosen, pentaklorofenol gibi kimyasallar ve
pestisitler (zirai ilaç) bulunur. Bu ürünlerde göz, boğaz, deri ve
ciğerler için tahriş edici olan ve insanlarda kanser yapıcı etkilerinden
şüphelenilen formaldehit de bulunabilir. Bunlar yerine;
* Yarım çay kaşığı çamaşır sodası, yarım
çay kaşığı boraks, 2 ml bitkisel kaynaklı sıvı sabun veya yeterince
arapsabunu ve büyükçe bir fincan sirkeyi, yarım litre çok sıcak suda
karıştırın. Püskürtücülü bir şişeye koyup duş çevresindeki duvarlar ve
duşakabinlerdeki kir, sabun köpüğü lekeleri ve mineral kalıntılarını
temizlemek için kullanın. Daha sonra sirkeli su ile durulayıp yumuşak
bir bez ile cilalayabilirsiniz.
* Plastik duş perdelerini eldivenle, ılık
suda 2 kahve fincanı boraksla yıkayın. Asarak güneşte kurutun.
Koku Gidericiler
Oda
deodorantlarının çoğu hiçbir şekilde havadaki kötü kokuları yok etmez.
Bazıları rahatsız edici kokuları, hoş kokularla örtmeye çalışır,
bazıları da burun yollarını yağlı bir tabakayla kaplayıp koku alma
duyumuzu engelleyen bir kimyasal yayar. Oda deodoratlarında bulunan
kimyasal maddelerden bazıları naftalin, fenol, kresol, etanol, ksilen ve
formaldehit'tir.
Bunlar yerine;
* Püskürtücülü bir şişede 500 ml sıcak su
içine, yarım çay kaşığı karbonat, 1 çay kaşığı limon suyu ve 2-3 damla
arzu ettiğiniz bir bitkisel yağı ekleyerek karıştırın. Havayı tazelemek
için ve kötü kokuları gidermek istediğiniz yerlerde havaya püskürterek
kullanın.
* Bir kaşık sirke, karbonat, uçucu yağlar,
doğal malzemelerden yapılmış tütsüler ya da potpuri (kokulu bitkiler,
hoş kokulu kuru çiçek ve baharatlardan hazırlanmış karışımlar) hoş
olmayan kokuları emer.
* Birçok bitki havadaki kirliliği emerek
etkisiz hale getirir. Ne kadar çok bitki bulunursa etkileri o kadar
artar. En etkili bitkiler arasında sarısabır, İngiliz sarmaşığı, incir
ağacı, kasımpatı ve kurdele çiçeğini sayabiliriz.
Vücut temizliği
Vücut temizliğinde dikkat edilmesi gereken
en önemli nokta toz ve kirle kapanan gözeneklerin açılarak oksijen
almasını sağlamaktır. Her gün sabunla yıkanmak vücut yağlarını alıp
cildi kurulaştırabilir. Ayrıca çok sık ve fazla sürülen kremler de
gözenekleri kapatarak oksijen alımını engeller, bu da cilt sağlığı için
sakıncalıdır.
Her gün ılık suyla ve lifli bir bezle
hafifçe yapılacak bir temizlik cildin nefes alması için yeterlidir.
Ayrıca gerek olduça ponza taşı da topuk ve nasırlar için kullanılabilir.
Saç bakımı için daha çok bitkisel özlü doğal şampuvanlar kullanmayı
tercih edin. Sık sık şampuvan değiştirmek de saçı yıpratır.
Saç bakımı
* 2 yumurta sarısını sıcak suyla iyice
çırpın, saçınıza masaj yaparak yedirin, 10 dakika bekledikten sonra
durulayın.
* Alman papatyasını kaynatın, süzün.
Yumurta akını çırpıp bununla karıştırın. Saçlarınıza iyice yedirip biraz
bekledikten sonra durulayın.
* Saçlarınızın parlaması için bir demet
maydanozu 20 dakika kaynatın. Suyunu durulama suyu olarak sullanın.
Ayrıca 1 avuç ısırgan otunu 2 bardak suda kaynatıp durulama suyu olarak
kullanmanız da saçlarınızda parlaklık sağlayacaktır.
* Boraks kolay çözünmeyen bir
madde olduğu için, ağırlığınca 22 kat su içinde veya ağırlığınca yarısı
kadar kaynar suda çözmek gerekir.
** Tüm kaşık ölçülerinde çorba
kaşığı baz alınmıştır.
Aerosoller
Amonyak, sentetik koku maddeleri ve diğer
zehirli maddeleri içeriyor. Artık sera etkisine ve ozon tabakasının
tahribine yol açan CFC’ları içermiyor olsalar da, yeni nesil itici
gazlar üretime yeniden kazandırılamayan kapları ile insan ve çevre
sağlığını tehdit etmeyi sürdürüyor. Laboratuvar çalışmaları yeni nesil
itici gazların içerdikleri bütan, izobütan ve propan gazları sebebiyle
kalp, merkezi sinir sistemi ve akciğerler için zararlı olduklarını
gösteriyor. Kötü kokuları maskelemek için aerosollerde kullanılan
maddeler burundaki geçitleri kaplayarak ve sinirleri işlevsiz kılarak
koku hissini zayıflatıyor. En iyisi mümkün olduğunca aerosol kullanmamak
ve önerdiğimiz karışımları pompalı spreylerle kullanmak.
Deterjanlar ve fosfat
Çamaşır ve bulaşık deterjanlarının
performansını artırmak ve suya yumuşaklık vermek için kullanılan
fosfatın, çevre üzerindeki etkileri başta ABD olmak üzere, gelişmiş
ülkelerin en önemli çevre sorunlarından biri haline gelmiştir. Örneğin;
Avusturalya’da atıksu sistemlerine aktarılan fosforun yüzde 30’u,
fosfatın da yüzde 20’si deterjan kaynaklıdır.
Fosfat, ırmakları, gölleri ve fazla akıntı
olmayan körfezleri istila eden zehirli mavi-yeşil alglerin (yosunların)
ana nedenidir. Deniz, akarsu ve göllerde en belirgin kirlenme
çeşitlerinden biri, aşırı üretim anlamına gelen ötrofikasyondur. Suyun
yeşil ve bulanık bir renge dönüşmesine, kıyılarda fosfatla beslenen
yosunların (alglerin) birikmesine yol açar. Aşırı fosfat ile birlikte
insan tarafından sulak alanlar ve denizlere yüklenen diğer bitki besin
maddeleri, bu yosunların çok büyük miktarda üremesine, hızlı büyümesine
sebep olur. Bu yosunların dibe çöküp ayrışması sonucu, dip suların
oksijeni tükenir ve hidrosülfit gazı (çürük yumurta kokusu) ortaya
çıkar. Bu, suda yaşayan canlı hayatın sonunu hazırlar. İzmir Körfezi,
Köyceğiz Gölü fosfat kaynaklı kirlenmenin ve ötrofikasyonun iki örneğini
oluşturuyor.
Deterjanlardaki fosfor oranı 3 ile
çarpıldığında fosfat oranına ulaşılır. Örneğin; yüzde 8 fosfor, yüzde 24
fosfata eşdeğerdir.
KAĞIT TEMİZLİK ÜRÜNLERİ
Kağıttan temizlik ürünleri bir anda nasıl
da, pamuktan havlularımızın, bezlerimizin yerini aldı. Sorgusuz, sualsiz
kabullendik tuvalet kağıtlarını, peçeteleri, havluları…
Kağıt endüstrisinin "al, at" diyerek
verdiği pasla, kendi kalemize bir güzel "gol" atıyoruz. Kolay, hazır,
yıkama derdi yok, temiz görünümlü, alıyorsun bir sefer kullanıp
atıyorsun. Oysa kendimizi, geleceğimizi atıyoruz çöpe.
Bir kağıt havlu ne kadar kötü olabilir ki?
Yeterince kötü, açıkça söylemek gerekirse
ölümcül olabilir. Kağıt havlularla ilgili problem en başta dioksinin
varlığından kaynaklanıyor. 75 üyeden oluşan kimyasal ailesine "dioksin"
adı veriliyor. (Bunlardan biri Vietnam Savaşı’nda ABD tarafından bir
silah olarak kullanılmıştı.) Dioksinler, kağıt sanayinde, klorla ağartma
işlemi sırasında oluşuyor ve araştırmalar evlerimizde kullandığımız
ürünlerde dioksinin izlerine dikkat çekiyor.
Araştırmacılar zehirli kimyasallar
sıralamasında başı çeken dioksinlerin, östrojen gibi "doğal steroid"
hormonlarını taklit ederek birçok biyokimyasal reaksiyonu başlattığından
söz ediyor. En ufak miktarları bile, akne ve eklem ağrılarından
uykusuzluğa, kansere, doğum bozuklukları ve bağışıklık sistemi
zayıflığına kadar çeşitli rahatsızlıklara sebep olabiliyor. Dahası
dioksinler ve kuzeni "furans" yağda çözünür olduğundan bedenimizdeki yağ
hücrelerinde birikme eğilimi gösteriyor. Dioksinlere anne sütünde dahi
sıklıkla rastlanıyor. Bebekler yetişkinlere göre 200 kat fazla dioksine
maruz kalabiliyor.
Satın aldığımız tuvalet kağıtları, kağıt
mendiller, süt veya meyva suyu kartonları, tamponlar, kahve filtreleri,
tek kullanımlık çocuk bezleri, peçeteler, kağıt tabakalar vs. eğer
klorlu ağartma işleminden geçiyorlarsa düşük dozlarda dioksin içeriyor.
Dioksinler bu ürünlerin herhangi birinden yiyeceklere ve vücudumuzun
duyarlı kısımlarına geçebiliyor.
Bu bileşiklerin en ufak miktarının bile
laboratuvar hayvanlarında kansere sebep olduğu belirtiliyor. ABD Çevre
Koruma Bürosu dioksinleri "olası insan kanserojeni" sınıfına alıyor.
Kullandığımız bu ürünler çöplüklerde
yakıldığında dioksinler, hava yolu, sanayinin kirlettiği su kaynakları,
bu su kaynaklarıyla sulanan tarım ürünleri ve su ürünleri yoluyla da
bize ulaşabiliyor. Bu arada kağıt hamuru ve kağıt fabrikalarının
atıksularının içerdiği tek zehirli madde dioksin değil. Ontario Çevre
Bakanlığı’nın 1986 yılında yaptığı araştırmada alüminyum ve çinko dahil
dikkat edilmesi gereken 41 madde (benzen, kadmiyum, kurşun, civa
PCB’ler, tölüen vs.) tespit edilmiş.
Dioksinlerden
korunma
İyi haber; dioksinlerden, ağartılmamış veya
klor içermeyen kağıt ürünleri kullanarak kurtulabilirsiniz. Kötü haber
ise; düşük talepten dolayı bunların piyasada bulunmalarının zor oluşu.
Diğer bir çözüm ise geridönüşümlü kağıt
kullanmak. Geri dönüşümlü kağıtlarda diğer ürünlere göre daha az ağartma
yapılıyor. Düşük sıcaklıklarda çalışılıyor olması da geri dönüşümlü
kağıtta dioksin oluşumunu azaltıyor.
Avrupa’da birçok kağıt fabrikasında,
ağartma işlemlerinde klor yerine "oksijen", "peroksit" ve
"sodyumhidroksit" kullanılıyor. Fakat teknoloji değişiminin maliyeti
kağıt sanayini bu alternatiflerden uzak tutuyor.
Hiç şüphe yok ki, bu problemin cevabı
çevreci tüketicilerin yapacakları alışveriş tercihlerinde ve örgütlü
tüketici baskısında, hatta kağıt havlu gibi ürünleri hiç almamakta.
Bizler bu ürünleri tüketmeyi sürdürdükçe, firmalar ekonomik açıdan
başarılı kağıt üretimlerini değiştirmeye girişmeyecekler.
kaynak:
www.bugday.org